"Yo siempre me había imaginado el paraíso bajo la especie de una biblioteca."
"Ben cenneti hep bir çeşit kütüphane olarak düşlemişimdir."
Jorge Louis Borges

21 Mayıs 2012 Pazartesi

KAPTAN NEBULA'NIN HAPSEDİLMESİ-MİKE RESNİCK

Ben Kaptan Nebula'yım ve galaksinin kaderi tamamen benim ellerimde. Bu muazzam bir yük ama bana ait ve bundan kaçmayacağım. Rylth'e karşı yapılan büyük savaşta da, iğrenç Malagai'yle savaşırken de bundan kaçınmadım. Bana kahraman diyorlar halbuki sadece vazifesini yapan bir adamım. Olağanüstü riskleri göze alıyorum çünkü öyleyim ve bu tehlikeli dönemde biri bunu yapmalı.

Bu zindanda ne kadar zamandan beri hapsedildiğimi bilmiyorum. Büyük ihtimalle Birlik'in bir üyesinin ihanetine uğradım fakat onu suçlayamam çünkü benzerleri gibi o da zayıf, düşmansa fiziksel olarak güçlü, insanın gözünü korkutuyor ve nihai zaferine ulaşmak için her yolu deneyecektir.

Beni burada oldukça iyi besliyorlar, şimdiye kadar sadece insanlarla - daha doğrusu döneklerle karşılaştım. Bana irademi yokedecek haplar veriyorlar,  yutmuş numarası yapıp, yastığımın içine saklıyorum. Düşüncelerimi yazmam için beni teşvik ediyorlar fakat tabii ki Birlik'in aleyhine kullanabilecekleri hiçbir şey söylemiyorum. Eğer filomuzun durumunu veya kuvvetlerimizin gezegenlerdeki konuşlandırılmasını öğrenmek istiyorlarsa, şu andakinden daha etkili işkence yöntemleri bulmaları gerekecek.  Tzandor'un aradığı bilgileri öğrenmek üzere o iğrenç uşağı Drago'yu buraya göndermesi sadece bir an meselesi ancak bunun düşündüklerinden daha zor bir görev olduğunu görecekler.

“Kaptan Nebula ile bir seans daha. Adamın kim olduğunu hala bulamadık. FBI'da parmak izleri yok ve DNA'sına da bugüne kadar dosyalarda rastlanmadı.

Oldukça olağandışı bir vaka. Hastaneye bilinci yerinde değilken getirildiğini söylediler ama bunun sebebi hala bir sır. Fiziksel olarak çok iyi durumda görünüyor, herhangi bir travma veya beyin sarsıntısı belirtisi yok, tansiyonu ve diğer önemli şeyleri otuzbeş yaşında, sağlıklı bir adamınki gibi.

Fantazilerinin geçici bir hayal olmasını ummuştum ve en büyük problemim bunun sebebini bulmak ve nüksetmesini önlemekti fakat neredeyse iki haftadır burada olmasına rağmen, bir nebze bile iyileşme göstermedi. Bu oldukça yeretmiş bir saplantı ve ayrıntıları hiç değişmiyor. Her kimse, çocukken çok fazla bilimkurgu ve çizgi roman okuduğunu düşünüyorum.
Ona thiothixene ve paliperidone bileşimi ilaçlar yazdım ama bugüne kadar hiç faydası olmadı. Bu öğleden sonra onunla bir kez daha görüşeceğim. Eğer hayallerinin bir kısmının bile mantık dışı ve sahte olduğunu ona gösterebilirsem ilerleme kaydedebilirim”
Doktor P. B. Weaver

Beni sakinleştirmek için bir “hemşire” gönderdiler. Salaklar beyaz giysiler giyip, alev kırmızısı saçlarını kahvreengiye boyatınca kötü Zenobia'yı tanımayacağımı sanıyorlar. Onu kolayca hallederim ancak kapının öbür tarafında nöbetçiler var. Ölmekten korkmuyorum bu yüzden ellerindeki tüm silahlar lazer silahlarıysa şansımı deneyeceğim ve onlara saldıracağım fakat bende Dragon'un eline geçmemesi gereken bilgiler var. Öldükten sonra bile beynimdeki gizli bilgileri  okuyacak zihin okuyucuları var mı bilmiyorum, bundan tamamen emin olmadan, kaçışımı garantilemeden bu riski göze alamam.

Bundan daha beter durumlarla karşılaştım. Bırakayım şimdilik zil takıp oynasınlar. Hepsinin günleri sayılı.

“Dr. Weaver: Bugün nasılsınız?

Kaptan Nebula. Kendimi hapsedilmiş hissediyorum dersem sanırım şaşırmazsınız.

Dr. Weaver: İsminizi hatırladınız mı?

Kaptan Nebula: Hiç unutmamıştım ki.

Dr. Weaver: İyi de anneniz, babanız sizi “Kaptan” diye vaftiz ettirmediler herhalde.

Kaptan Nebula: Benim adım bu ve size söyleyeceğim tek ad da bu.

Dr. Weaver: Buna saygı duyuyorum ve size öyle hitap edeceğim ancak kayıtlar için nüfus cüzdanınızdaki isminize ihtiyacım var.

(Kaptan Nebula cevap vermez)

Dr. Weaver: Bu ufak bir rica. Bana yardımcı olmayacak mısınız?

Kaptan Nebula: Size nüfus cüzdanımdaki ismimi söylersem, oradan kötü efendiniz yüzünden çok çeken yaşadığım gezegeni bulabilirsiniz.

Dr. Weaver: Yaşadığınız gezegeni biraz anlatır mısınız?

Kaptan Nebula: Kesinlikle olmaz, ağzımdan kaçıracağım bazı nitelikleri sayesinde hangi gezegen olduğunu anlayabilirsiniz.

Dr. Weaver: Pekala, tekrar sormayacağım. Buraya nasıl geldiğinizi bir kez daha anlatın.

Kaptan Nebula: Her seferinde aynı şeyleri anlatıp durdum. Anlattığım olaylar değişmez.

Dr. Weaver: Olsun, bir kez daha anlatın.

Kaptan Nebula: Tam Polaris bölgesinde Drago'nun saldırılarından birini daha savuşturmuştuk ki, Deathbringer Tzandor'un kuvvetlerini savaşın dışında kalan dünya ismindeki bir gezegene yönelttiği haberini aldım. Uzay gemilerimizden bir avucunu bile dünyaya göndererek savunmamızı zayıflatamazdım o yüzden tek başıma geldim.

Dr. Weaver: Nereye indiniz?

Kaptan Nebula: Eğer siz düşman değilseniz en azından onun kölesisiniz. Bu soruya cevap vermeyeceğim.

Dr. Weaver: Uzay geminiz nasıl oldu da bulunamadı?

Kaptan Nebula: Görünmezlik kalkanımız var. Her tür radar cihazını alt ediyor.

Dr. Weaver: Peki dünyaya indikten sonra ne yaptınız?

Kaptan Nebula: Bilincimi kaybettiğimi hissedince pelerini çalıştırdım. Kendime geldiğimde buradaydım.

Dr. Weaver: Sizi bu Deathbringer denen adamın dünyada olmadığına, hiçbir zaman buraya gelmediğine ikna edersek ne yaparsınız?

Kaptan Nebula: Beni hiçbir şeye ikna edemezsiniz. Tzandor'un dünyada olmadığına karar verirsem gemime dönüp, filoma katılırım.

Dr. Weaver: Filonuzda kaç gemi var?

Kaptan Nebula: Son saldırıdan beri beş galaktik bölgeye dağılmış durumda belki onyedi bin tane.

Dr. Weaver: Onyedi bin mi? Ve bir tanesi bile sizi aramaya gelmiyor. Bu size tuhaf gelmiyor mu?

Kaptan Nebula: Gemiler bulundukları yerde kalma ve Birliği saldırılara karşı koruma emri altındalar. Benim peşimden gelmezler.

Dr. Weaver: Galaksinin en büyük kahramanı meşhur Kaptan Nebula'nın peşinden gelmeyecekler?

Kaptan Nebula: Bu bir savaş. Hiçbir insanın hayatı düşman karşısındaki nihai zaferimizden daha değerli değildir. Tek başıma geldim, kaçıp ve yine tek başıma filoma döneceğim.

Dr. Weaver: Şu Drago'yu bana tarif edebilir misiniz?

Kaptan Nebula: Münasip olsun diye ondan 'adam' olarak söz edeceğim. Fakat Fatih Drago bir adamdan çok daha fazlasıdır. O, oksijen soluyan iki ayaklı bir hayvandır, insanlarla tek ortak yanı bu. Kimse nerden geldiğini bilmiyor. Bazıları Andromeda'dan geldiğini söylüyorsa da ben şüpheliyim. Biz Rylth yenilgisinin yaralarını yeni sarıyorduk ki, uzay gemisiyle geldi ve birkaç gün içinde Antares'in ve galaksinin Bareimus bölgelerini kontrol altına aldı.

Dr. Weaver: Bareimus ?

Kaptan Nebula: Parsafal Cluster takım yıldızında. Orada bulunan gemilerimizi kırıp geçirdi, biz yeniden topralandığımzda neredeyse Birlik'in kontrol ettiği sayıda galaksiyi kontrol altına almıştı.

Dr. Weaver: Sizin birlikte kaç kişi var?

Kaptan Nebula: Gerçekten bilemiyorum. Drago'yla savaşmak için her gün yeni birileri aramıza katılıyor. Galaksiye ilk saldırdığında yetmiş dört kişiydik.

Dr. Weaver: Ya Tzandor kim? O da Drago gibi bir canlı mı?

Kaptan Nebula: Hiç fikrim yok. Bizden hiç kimse onu henüz görmedi.

Dr. Weaver: O zaman öyle birinin varlığını nasıl öğrendiniz?

Kaptan Nebula: Aldığımız tutsaklardan ve uzay altı mesajlardan.

Dr. Weaver: Teşekkür ederim Kaptan Nebula. İlginç bir sohbetti.

Kaptan Nebula: Patronluk taslamayı bırak. Tek kelimesine bile inanmadın.

Dr. Weaver: Öyle bir şey demedim.

Kaptan Nebula: Demene gerek yok. Yüzünden anlaşılıyor. Aslında ne düşündüğün umurumda değil ama Drago da gerçek, Tzandor da gerçek, galaksinin ve gezegeninizin tehdit altında olduğu da gerçek.

Dr. Weaver: Yakında yine konuşuruz ve bu konuda daha açık fikirli olacağıma söz veriyorum.

Kaptan Nebula: Sen bir aptalsın.”

“Sevgili Rudolf:

Seni rahatsız ettiğim için kusura bakma ama ister inan, ister inanma tanıdığım tek astronom sensin.

Hastanede hayaller gören bir hastam var. Kendisini senle, benim çocukken izlediğimiz bir uzay filmi kahramanı sanıyor. Sen gözlemevinden gelen yazılı bir mektup gönderirsen onu hayal gördüğüne ikna edebileceğimi umuyorum. Bu yüzden lütfen aşağıdaki soruları benim için cevaplar mısın:

Galakside Bareimus adında bir bölge veya alan var mı?
Parsafal Cluster denilen bir takım yıldızı var mı?
Akıllı uzaylılar bizimle henüz iletişim kurmadı– galiba buna Fermi Paradox deniyor? Eğer galakside G tipi yıldızlardan zilyon tane varsa ve çoğunun gezegeni varsa niye bizimle iletişim kurmadılar? Bilmediğimiz yetmiş dört akıllı canlı olması akla yatkın mı?
Bu dünyadan olmayan bir canlı, 2010 yılında, elimizdeki tüm tıbbi cihazları bir insan olduğuna inandırabilir mi?

Yardımın için şimdiden teşekkür ediyorum Rudolf. Umarım bunlar işe yarar, gördüklerinin bir kısmının hayal olduğunu kanıtlayamazsam, onu iyileştirecek hiçbir tedavi bulamayacağım.

Dostun
Pete Weaver
Not: Allasen “uzay altı mesaj” da ne demek?


“Sevgili Pete:

Sorularının cevabı aşağıda:

Bareimus adlı hiçbir galaksi ya da o isimde bir yıldız yok.
Parsafal Cluster isminde de hiçbir takım yıldız yok, Parsafal diye bir yıldız da yok.
Şu anda galakside yetmiş dört akıllı canlı türünün olması ihtimali astronomik bir şey fakat dürüst olmak gerekirse hiçbir akıllı canlı türünün olmaması da bir olasılık. Var olmaları akıl dışı hele var olsalar bile bizimle iletişim kurmamaları daha da akıl dışı geliyor.
Tıpatıp insana benzeyen bir yaratık olması imkansız. Aklıma gelmişken, sen onunla konuşabildiğine göre (okuldan hatırladığım kadarıyla yabancı dil konusunda çok kötüydün)neden İngilizce konuştuğunu sorabilirsin?
Sevgilerimle
Rudy

Not: Uzay altı mesaja gelince, hastanın çocukken çok fazla Doc Smith ve Edmond Hamilton okuduğunu gösteriyor.


Weaver'ın bir dönek değil de enayi olduğunu sanıyorum. Bu büyük bir iltifat değil sadece kaçtığım zaman onu öldürmeyeceğim anlamına geliyor.
Sanırım ne planladığımı biliyorlar. Buraya geldiğimden beri başım ağrıyor ve ağrılarımın sıklığı ve şiddeti arttı. Galiba irade yok edici haplarını almadığımı biliyorlar ve şimdi de yemeklerimin içine başımı ağrıtacak bir şeyler katmaya başladılar.
 Malagai beni Tarmath zindanlarına hapsettiğinde neredeyse üç hafta hiçbir şey yememiştim. Gerekirse yine yapabilirdim.

Ayrıca bana öyle geliyor ki, buradan kaçınca doğrudan gemime gidip filoya katılamayacağım. Düşman belli ki dünyada bir köprü başı kurmuş ve onları Drago'nun merhametine bırakamam ki, onda ne merhamet, ne sevgi var. Dünyadakilerden yardım istemek konusunda tereddütlerim var onları yi fakat yanlış yönlendirilmiş insanlar sanabilirler. Hem karşılarındaki gücün ve onları bekleyen tehlikeden habersizler. Hayır, buradan bir kaçsam, düşmanı arayıp bulacağım ve tek başıma onları altetmenin bir yolunu bulacağım. Bu çok zor bir görev gibi görünüyor ama onları Boganti II, Tarmath ve Melipone IV'de yenmiştim. Yine yapabilirim. Bu uğurda ölebilirim ama Kaptan Nebula'nın hayatından daha önemli şeyler var ve zalimlerden kurtulmak bu görevlerin başında geliyor.


Hemşire Ralston'a not:

“ Gizemli uzaylımızın durumunda kesinlikle hiçbir değişiklik yok. İlacın dozajını 500 mg'ye yükseltip günde iki yerine üç kez verseniz daha iyi olacak.”

Dr. Weaver

Kadın kılık değiştirdiğini anlamayacağımı sanıyor. Kolalı beyaz üniformasındaki ekstra dolgu maddeleri kıvrımlarını gizleyebilir ama yanılıyor. O kadın Zenobia ve burada olduğuna göre yandaşı Tzandor – Deathbringer da kuşkusuz dünyada ve yakınlarda bir yerlerde.

Onu konuşarak meşgul etmeliyim, ilaçlardan uyuşmuş  numarası yaparak Tzandor'un planlarının ne olduğunu öğrnemem lazım. Her ne planlıyorsa, Deathbringer ve Pirate Queen'i de Spiral Arm'dan çok uzaktaki bu küçük, önemsiz gezegene getirdiğine göre büyük bir şeyler olmalı.

Buraya geldiklerine göre burası önemsiz bir gezegen değil ve nedenini öğrenmem lazım.

Dr. Weaver: Bugün nasılsınız?

Kaptan Nebula: Ben iyiyim, sizi bilmem.

Dr. Weaver: Dünya hala saldırı tehlikesi altında mı?

Kaptan Nebula: Dünya henüz saldırıya uğramadı.

Dr. Weaver: Bu doğru, siz de bizi korumak için buradasınız.

Kaptan Nebula: Yapabilirsem. En azından durumu değerlendirip sizi uyaracağım.

Dr. Weaver: Ve belki de düşmana karşı bize liderlik edeceksiniz?

Kaptan Nebula: Belki.

Dr. Weaver: Astronom dostum Rudolf Magnussen'e güneş sistemimizin herhangi bir yerinde herhangi bir hareketlilik olup olmadığını sordum. Hayır dedi.

Kaptan Nebula: Benim var olamayacağımı söyleyen kişiyle aynı adam mı?

Dr. Weaver: Sizin var olduğunuzu biliyoruz. O sizin varlığınızı değil, nereden geldiğinizi sorgulamıştı.

Kaptan Nebula: Cahil ve aptalın teki.
Dr. Weaver: Lütfen saygısızlık etmeyelim.

Kaptan Nebula. Ben gezegeninizi kurtarmak için hayatımı tehlikeye atıyorum, siz bana deli, yalancı ya da ikisi birden diyorsunuz bir de saygısızlıktan bahsediyorsunuz?

Dr. Weaver: Size ikisini de demedim. Bir daha Rudolf Magnussen'den söz etmeyeceğim. Devam edebilir miyiz?

Kaptan Nebula: Bu konuda sözünü tutarsan devam edebiliriz.

Dr. Weaver: Ana dilinizin İngilizce olmadığını varsayabilir miyiz?

Kaptan Nebula: Bu doğru, dilinizi dünyaya yaklaşırken radyo ve video mesajlarınızdan öğrendim.

Dr. Weaver: Ana diliniz nedir?

Kaptan Nebula: Telaffuz edemezsiniz ki.

Dr. Weaver: Ana dilinizle birkaç cümle söyleyebilir misiniz?

Kaptan Nebula: Evet söyleyebilirim ama söylemem.

Dr. Weaver: Neden?

Kaptan Nebula: Kaydediyorsunuz. Eğer Tzandor'un eline geçerse yaşadığım gezegeni öğrenir ve onu yok etmek için elinden geleni yapar.

Dr. Weaver: Aileniz hala orada mı?

Kaptan Nebula: Bu konuyu değiştirelim. Size geldiğim dünyayla ilgili hiçbir bilgi vermem.

Dr. Weaver: Başka bir yerde aileniz var mı? Belki eşiniz, çocuklar?

Kaptan Nebula: Vaktiyle vardı.

Dr. Weaver: Onlara ne oldu?

Kaptan Nebula: Ben Masprell bölgesindeki karargahlarına gizlice girerken, Drago onları öldürdü. Bu Drago ve Tzandor hariç düşmanımın bile başına gelmesini istemeyeceğim bir ölümdü. Ondan sonra hiç kimseyle arkadaş olamayacağımı anladım, benimle görülen bir kadın hemen risk altına girer. Bu savaş bitince belki...

Dr. Weaver: Drago'nun amacı ne?

Kaptan Nebula: Tabii ki galaksiyi fethetmek.

Dr. Weaver: İyi de nereye kadar? Galaksi çok büyük bir yer. Onu fethetmek ve yönetmek çok farklı şeyler olmalı.

Kaptan Nebula: Yönetmek istemiyor ki, yağmalamak istiyor.

Dr. Weaver: Tekrar edeyim: Nereye kadar?. Galaksiye hükmettikten sonra sırada ne var?

Kaptan Nebula: Milyonlarca başka galaksi daha. Buraya gelirken tarihinizi inceledim. Büyük İskender veya Cengiz Han veya Tamerlaine bir yeri fethettikten sonra ne yapacakları konusunda endişe ettiler mi? Tıpkı onlar gibi Drago için fethetmek bir son anlamına gelmiyor, kendi içinde sona eriyor.

Dr. Weaver: Belki de en barışçıl yol, silahları bırakıp, teslip olup “seniniz, bize bak, besle, barındır” demektir.

Kaptan Nebula: Dragon ölümden keyif alır ve acıyla beslenir. Ona teslim olmak için Kaptan Nebula olmadım.

Dr. Weaver: Nasıl Kaptan Nebula oldun?

Kaptan Nebula: Rylth, Crab Nebula'nın onyedi gezegenini esir aldı. O sırada kuvvetlerimizin çoğu Malagai'ye karşı savaşmakla meşguldü. Silahlı kuvvetlerin bir üyesi bile değildim, sadece bir şeylerin yanlış gittiğini gören genç bir adamdım ve öyle durup oturacak değildim. Ve gizlice en yakın gezegene gitim, bana inanan insanları da arkama alıp, büyük miktarda cephaneliği yok ettim ve sonra aynısını diğer gezegenlere de yaptım.

Dr. Weaver: Böylece Crab Nebula'yı özgürlüğüne kavuşarak ismini aldın. Sen gerçek bir kahramansın.

Kaptan Nebula: Ben sadece bir şeylerin çok kötü gittiğini görüp 'bu böyle gitmez' diyen basit bir adamım.

Dr. Weaver: Kolaymış gibi söylüyorsun.

Kaptan Nebula: Lamark V'in zindanlarında 3 ay mahrumiyet ve işkence kolaysa.

Dr. Weaver: Tıp ekibimiz seni muayene ettiğinde hiçbir işkence izi veya yaraya rastlamadı.

Kaptan Nebula: Bizim estetik ameliyatlarımız sizinkilerin çok çok üstündedir, görmeniz imkansız.

Dr. Weaver: Her şeye verecek bir cevabın var.

Kaptan Nebula: Tam tersine benim bir yalancı, deli ya da her ikisi olduğumu göstermeyi umduğun her soruna bir cevabım var.

Dr. Weaver'a not:
“ İlaçlarını almış numarası yapan hastada hiçbir değişiklik görmüyorum. Odasına giderken yanıma erkek bir hastabakıcı eşlik ederse kendimi daha rahat hissedeceğim. Bana bakışlarından hoşlanmıyorum.”
Hemşire Fiona Ralston

“Buraya son yazdığımdan beri Kaptan Nebula ile dört seans daha yaptım ve doğruyu söylemek gerekirse, sonunda iyileştiğini görürsem neredeyse üzüleceğim. Keşke uzaylı kahramanımızın hayallerini bu hayallere eşlik eden değerleri bozmadan yıkabilsem. Asalet ve kendini feda etme gibi şeylerin günümüzde modası geçmiş kavramlar olduğunun farkındayım ama ben bu kavramlarda yanlış bir şey görmüyorum. Çocukken sinemaya giderdim ve az sonra düşmana saldıracak olan çavuş adamlarına vatanseverlik, şeref, cesaret ve evet, fedakarlıkla ilgili kısa bir konuşma yapardı, hepimiz kıskıs gülerdik ama sonradan düşününce neden kıskıs güldüğümüzü anlamıyorum. Muhtemelen bu ideallere asla ulaşamayacağımızı düşündüğümüzdendi.

Kaptan Nebula tıbben akıllı değil, bu konuda hiç kuşku yok ve eğer onu serbest bırakırsak valinin ve belediye başkanının Drago ve yardakçıları olduğuna hükmedip onları öldürmeye çalışabilir o yüzden iyileşene kadar burada kalmalı fakat bir yandan da onun bencil, vicdansız, kolaycı sıradan bir adam gibi olacağını düşünmek beni üzüyor.

Bugün ona madem başka gezegenden geldin, dünyaya ne olacağını niye umursuyorsun diye sordum. Cevabı basit ve netti.

“ Eğer dünyaya sırtımı dönersem, niye Drago'nun göz koyduğu diğer gezegenlere de dönmeyeyim? Sizin çocuklarınızı esaret altında yaşamaktan kurtarmazsam, başkalarının veya kendi çocuklarımınkini niye kurtarayım?”

“Hiç çocuğun var mı?” diye sordum. “Onların öldüğünü sanıyordum”

“Olması veya olmaması cevabımı geçersiz mi kılacak?” dedi. Ve kılmayacağını itiraf ediyorum.

Sonradan savaş bitince ne yapacağını sordum.

“o kadar yaşayacağımı sanmıyorum” diye cevap verdi.

“Kaptan Nebula olsan da mı?” dedim.

“Özellikle Kaptan Nebula olduğum için”

Bununla ne demek istediğini sordum.

“Benim görevim düşmanla savaşmak ve bir paratoner olmak. Eğer burada olmasaydım, saldırılarını kendilerini benim kadar iyi koruyamayanların üzerine odaklayacaktı. Ben ortaya çıkmazsam, öncülük etmezsem, kuvvetlerini başka yerlere yöneltme konusunda serbest kalacak. Dünyayı bile seçebilir.”

“Niye kendini dünya için feda ediyorsun?” diye sordum.

“Kendimi dünya için değil özgürlük için feda ediyorum” dedi.

“Ve ben de bu adamı “iyi” edeceğim. Bazen keşke bir çukur kazıcı ya da kullanılmış araba satıcısı olsaydım diyorum.”
Dr. Weaver

Bu insanlar oldukça nazikler. Hemşireler iyileşmemi gerektiren bir şey olmasa da iyileşmem konusunda samimi görünüyorlar ve bu Zenobia'yı bile onların ilgisini taklit etmeye zorluyor.

Dr. Weaver'a gelince, sanatoryum dediği bu tesis dışında dünyayla tek temasım hala o. Ama adı ne olursa olsun burası bir hapishane. Ondan bu duvarların dışındaki hayatla ilgili haberler vermesini istedim ve sonunda bana yerel gazeteler ve küçük bir televizyon getirdi.

Tzandor'un varlığı örtbas edilse de açıktı: Arjantin'de bir jet uçağı düşmüş, bir seri katil New York'ta altı kadını öldürmüş, Londra'daki banka soygununda yoldan geçen on masum insan öldürülmüş veya yaralanmış. Teröristler İspanya'da bir binayı yok etmiş, Hong Kong'ta üç genç kıza tecavüz edilmiş, küçük bir Afrika ülkesinde etnik kabile savaşı sürüyor. Böyle tek bir olay açıklanabilir ama hepsi tesadüf olamaz, buradaki kısa kalışımda rastladığım kadar nazik kadın ve erkeklerin olduğu bir dünyada olamaz.

Siyasi partiler ülke için en iyi şeyi istiyorlar, niye birlikte hareket etmiyorlar? Haber kanallarında bile niye gerçeği farklı farklı anons ediyorlar ve diğer görüşlere karşı saygısızlık ediyorlar? İnsanlar niye kendi türleriyle savaşıyorlar?

Bu Tzandor olmalı, bu kadar gereksiz ve sebepsiz acının, nefretin başka bir sebebi olamaz ve bu yüzden çok geç olmadan buradan kaçmalıyım. Dünyadaki insanlar şimdiden bu trajedileri kabullenmeye ve gerçek sebep yerine kabahati kendilerinde aramaya hazırlar. Tüm bu acıların, tüm bu anlamsız trajedinin akıllı bir canlının işi olduğunu kavrayamıyorlar ve bunlar da Tzandor'un fethetme işini kolaylaştırıyor. Çünkü çok geç olana kadar böyle bir varlığın yaşadığını bilmeyecekler.

Sevgiyle kucakladıklarımla dolu dünyamdan çok uzaktaki bu ümitsiz dünyada öleceğimi seziyorum ama eğer bu savunmasız gezegeni ve masum halkını Dragon'un etkisi altına girmekten kurtarırsam hayatım boşuna feda etmiş olmayacağım.

Bu sabah Dr. Weaver ile uzun bir görüşme yaptım. Sanki amacım ve aklım konusunda kuşkuya düşmemi sağlayacakmış gibi yanında birkaç tane bilimsel ve astronomik makale getirdi. Tüm konuşmaları ve kesin ”kanıtları” hiçbir şey ifade etmiyor. Ben Kaptan Nebula'yım ve yakında kurtarılmaya ihtiyacı olacakları konusunda hiçbir fikirleri olmayan cesur, küçük insanları kurtarmak için buraya geldim.

“Bu vaka kendime güvenim konusunda pek bir şey vermiyor. Onun hayallerini yıkmak ve fantezilerini göstermek bir yana, adam o hayallere inatla bağlı ve zaman zaman ben anlattıkları keşke doğru olsa diyorum. Keşke akıllı ve merhametli canlılardan oluşan galaktik bir birlik olsa ve Kaptan Nebula onları ucuz dergilerdeki ve cumartesi sabahı gösterilen dizilerde rastlanan kötü adamların tehditlerine karşı korusa.

Galiba hemşire Ralston'dan nefret ediyor, kadını başka bir bölüme göndermeyi düşünüyorum. Merak ediyorum: Başka bir hasta için bunu yapar mıydım? Ona yardım etmemin sebebi ona duyduğum saygı mı yoksa olduğunu sandığı kişiye mi saygı duyuyorum? Gerçekten bilmiyorum.”
Dr. Weaver


Hemşire Ralston'a not:
“Kaptan Nebula'da kesinlikle bir değişiklik görmüyorum. İlaçlarını almış gibi yaptığına eminim. En iyisi ilacı doğrudan iğneyle vermek. O zaman kuşkumuz olmaz. “
Dr. Weaver

Zenobia hapları sakladığımı anladı ve bugün odama elinde bir şırıngayla geldi. Yalandan nöbet geçirdim, birkaç kişi daha geldi ve ben onların beni sakinleştirmelerine izin verince iğne işi unutuldu. Ama her gece nöbet geçirme numarası yapamamam. Sanırım ertesi gün kaçışımı gerçekleştirmem lazım çünkü düşman güçler bir kez irade yok etme ilaçlarını bana verirse, kaçmak için ne gücüm, ne de isteğim kalır.

Gözetleyip bekleyeceğim ve fırsatını bulunca bu zindandan kaçacağım.

“Wilson Kaptan Nebula'yı muayene etmek istedi. Belli ki tüm personel onu konuşuyor. Dürüst olmak gerekirse adamın ilginç iddialarıyla mı ve görünüşteki mantığıyla mı ilgileniyorlar bilmiyorum fakat birden fazla kişi onu iyileştirmemi istemediğini söyledi, bu idealizme ne sebep olduysa bulaşıcı olması hoş olurdu.

Şey, uzaylı kahramanız konusunda hiç şansım yok, sanırım Wilson'a bir şans vereceğim. Yarın yokum dolayısıyla benden daha iyi sonuç alıp alamayacağını görmesi için tam zamanı. Onu kimi hastaların iddiaları gerçekten gülünç ve uçuk olurken, onun geçmişle ilgili anlattığı hikayelerde büyük uyum olduğu konusunda uyardım. Bugüne kadar çok az yol aldım -aslında hiç yol almadım, eğer Wilson bir gelişme sağlarsa buna gerçekten canımın sıkılmasından endişe ediyorum.

Ve dürüst olmak gerekirse Kaptan Nebula'yı özlerim. Tabii adamın kendisini değil, adamı tanımıyorum bile. Ama benim için hayatını feda edecek olan adamı özleyeceğim.
Dr. Weaver

“Aman Tanrı'm bir günlüğüne gittim ve resmen ayaklanma çıkmış ve bir hastayı kaybettik!

Bana anlatıldığına göre hemşire Ralston iğne yapmak için Kaptan Nebula'nın odasına için girince, adam deliye dönüp, kadını yakalayıp, dövmeye çalışmış. Hemen kadının çığlıklarına koşmuşlar, altı görevli üzerine atılana kadar adam koridora kadar ulaşmış. Söylendiğine göre sonunda zaptedene kadar Bruce Lee ve Mike Tyson gibi kaslı vücudunu savurarak döğüşüyormuş. (dört tanesi hala yaralarını tedavi ettiriyor)

Görev başındaki doktor Wilson'du ve şok tedavisi vermeye karar vermiş. Hastayı terapi odası dediğimiz odaya götürmüşler, bağlamışlar ve elektrik vermişler.-

Ve yirmiüç yıl önce hastanenin açıldığı günden bu yani ilk kez bir hasta şok tedavisinde öldü. Tam olarak ne olduğunu araştırmak üzere bir bilirkişi heyeti gelecek fakat eminim Dr. Wilson'un tamamen suçsuz olduğunu söyleyen yeterince görgü tanığı var.

Kaptan Nebula'nın -profesyonelce bir tanımlama olmasa da- zıvanadan çıkacak kadar delirdiğini söyleyenler var, ben de onlara katılmadan edemiyorum. Yıllar boyunca karşılaştığım en zor vakaydı ve sonunda kapandı fakat ona saygı duyuyorum daha doğrusu olduğunu düşündüğü kişiye. Onu özleyeceğim.
Dr. Weaver


Uzayaltı mesaj:

Drago____

Görev tamamlandı ve bu bölgedeki zaferimizi engelleyen son kişi de ortadan kaldırıldı. Bana kalsa onu burada hapis tutmaya devam eder ve sonunda holocam'ların önünde tamamen yenilmiş bir esir veya uyuşturulmuş bir 'dönek' olarak teşhir ederdim.

Fakat kılık değiştirmesine rağmen Zenobia'yı tanıdı ve onu öldürmesini ya da daha beteri görgü tanıklarının önünde 'hayallerinin' gerçek olduğunu itiraf ettirmeye zorlamasını göze alamazdım. Kayıtları öyle ayarladım ki, “Dr Wilson” olarak ona ölümcül olmayan normal bir doz verdiğimi ve kalp krizinden ölmüş sonucuna varacaklar.

Bu değersiz pislik için fazla bile. Artık bize direnemeyecek. Onlarda ne gördüğünü veya bu sıkıcı, çirkin küçük gezegendeki, sıkıcı, çirkin küçük canlıları niçin savunmaya değer bulduğunu asla anlayamayacağım.

Emirlerinizi bekliyorum. Onları esir mi alayım yoksa gezegeni tamamen yok mu edeyim? İkisi de bizim elimizde, bir dahaki sefere bana daha zor bir görev verin, yoluma çıkanın başına taş yağsın.

Tzandor

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

©2012 Kitap Önerisi


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
 
9