"Yo siempre me había imaginado el paraíso bajo la especie de una biblioteca."
"Ben cenneti hep bir çeşit kütüphane olarak düşlemişimdir."
Jorge Louis Borges

12 Haziran 2012 Salı

ZOR TERCİH-GRAHAM GREENE

"Bu bir aşktan çok, bir nefretin hikayesi." Romanın kahramanı, tutkulu ve kolay vazgeçmeyen aşık Maurice Bendrix, Zor Tercih'in başlangıcında böyle yazar. Onu, Sarah Miles'la yaşadığı evlilik dışı ilişkisini yazmaya iten de gerçekten bu tuhaf nefrettir. Öyle bir nefret ki hiçbir açıklama olmaksızın terk edildikten on sekiz ay sonra Maurice, Sarah'yı yok etmek, belki de geri almak için tuhaf ve çılgın adımlar atacaktır. İngiliz edebiyatının bu çok yazan/çok satan yazarının en önemli romanlarından biri olan Zor Tercih'ten yapılmış film, 1999/2000 döneminin en ses getiren filmlerinden de biri olmuştur.... Bana göre Zor Tercih, bütün dillerde yazılmış romanlar arasında en gerçekçi ve en duyarlı olanıdır. William Faulkner

*
“Eğer yeteri kadar seviyorsak her şey yolunda demektir.”

Graham Greene romanlarının en alışılmadık olanı belki de Zor Tercih ( The End of The Affair –Neden Zor Tercih diye çevrilmiş, anlamak zor.)
Bir üçlü aşk romanı olarak görünse de bunun çok ötesinde bir kitap. Öyküye asıl gücü katan yazarın kendi sesi. İçinde yaşamın en temel konuları olan aşk, sevgi ihtiyacı ve ölüm hakkında tüm gücüyle konuşan sesi. Bu konuşmalar çok zaman monolog olarak geçer. Tabii Tanrı’ya seslenişlere monolog dersek. Bu seslenişler kalbin en derinlerinde gelen cümlelerdir. Bu derinlikte bir yerden geliyorsa, artık inanç ile inançsızlık, umut ile umutsuzluk, sevgi ile nefret birbirine karışmışlardır. Ama en inandırıcı ve etkileyici sözler de bu karışıklıktan çıkıyor işte. Özellikle Bendrix’in  Sarah’nın ölümü karşısında Tanrı’ya söylediği sözler.
Evli bir kadınla aşk yaşayan, kocasıyla da tanışıp arkadaş olan ve o kocanın bu ilişkiyi sonradan öğrendiği yaşanmış olaylar vardır. Ama devamında o koca ile sevgilinin arkadaş hatta dost olması pek rastlanan şey değildir.  Greene’nin öyküsü benim için o ünlü Jules et Jim filminden daha güçlü, kabul edilebilir ve daha gerçekçidir. Jules et Jim çok daha züppe kalıyor bu kitabın yanında.
Diğer karakterler içinde detektif Parkis (ve küçük oğlu)naifliği ile kendini çok sevdiriyor. Öykünün bu polisiye yönü, yazarın dahiyane fikirlerinden biri olarak kitabın merkezine oturmakta. Üstelik bunu kocanın adına yapıyor olması da şahane bir kara mizah yaratıyor. Ayrıca öykü-roman sanatı üstüne çok değerli şeyler okuyoruz. Zaten açılış cümlesinden de belli bu.
Yazar kitabı için “Bir aşkın değil, nefretin romanıdır,” diyor ama daha çok çaresizliğin kitabı gibi görünecektir okuyana.

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

©2012 Kitap Önerisi


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
 
9